Transformasyon Zonu ve Rahim Ağzı Kanseri (serviks Kanseri) Gelişme Süreci

Transformasyon Zonu ve Rahim Ağzı Kanseri (serviks Kanseri) Gelişme Süreci

Transformasyon Zonu Nedir? Neden Önemlidir?

Rahim ağzı kanseri öncülleri ve rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamı serviksin bir böümünü oluşturan transformasyon zonundan (geçiş zonundan) çıkarlar. Dolayısıyla CIN dediğimiz kanser öncüllerini, tedavilerini anlamak açısından son derce önemlidir.

Rahim ağzı kanseri öncülü lezyonlar olarak tanımladığımız “servikal displaziler” diğer bir deyiş ile “servikal intrapitelial neoplaziler, (=SİN)” ya da daha sık duyduğunuz adı ile CIN I, CIN II ve CIN III sıklıkla rahim ağzında (serviksde) “transformasyon zonu” dediğimiz bölgeden çıkarlar.

Bu nedenle bizler kolposkopi yaparken transformasyon zonunu değerlendirir, cerrahi uygularken bu bölgeyi çıkarmayı hedefleriz.

Transformasyon Zonu Nedir?

Serviks (Rahim ağzı) silindir şeklinde, vajina ve rahim ağzını birbirine bağlayan organdır. Uzunluğu 4-5 cm, kalınlığı ise 2.5 cm kadardır. Muayene sırasında gördüğümüz, smear aldığımız kısım “eksternal os” dediğimiz serviksin dış kısmıdır. Rahim ağzının bu dış kısmı, skuamöz hücreler dediğimiz vajina dokusuna ait hücreler ile kaplıdır. “İnternal os” dediğimiz kısım ise muayene sırasında görmediğimiz iç kısımdır ve rahime ait kolumnar epitel (ya da glanduler doku) dediğimiz rahim içi dokuya ait hücreler ile kaplıdır. Bu hücrelerin en önemli özelliği salgı üretmeleridir.

İşte vajina dokusu (skuamöz epitel) ile rahim içi dokunun (kolumnar epitel) rahim ağzında karşı karşıya geldiği bölgeye transformasyon zonu denir.

Transformasyon zonunun en önemli özelliği birbirinden tamamen alakasız 2 dokunun karşı karşıya gelmesidir. Alakasız hücre gruplarının karşı karşıya gelmesi transformasyon zonunda “metaplazik değişim” dediğimiz bir döngünün az ya da çok, kadının yaşamı boyunca var olmasına, devam etmesine neden olur.

Genç Kızlarda Püberte ve Ergenlik Dönemi ile Transformasyon Zonunun Gelişimi

Aslında döngü püberte ile başlar. Pübertede, serviksin iç kısmını döşeyen kolumnar epitel dışa doğru döner. Bu arada püberte başlangıcı ile artan östrojenin etkisi ile vajinada laktobasiller hakim olur. Bu vajinanın üreme çağındaki doğal florasıdır. Aynı zamanda bu flora vajinanın asiditesini sağlar ve vaginada pH 4’e düşer, asidik olur.

Böylece pübertede dışa dönmüş rahim ağzının içi dokusu (kolumnar epitel) vajinanın asiditesi ile karşılaşır.  Asidite nedeniyle meydana gelen hasar sonucu ‘stromal rezerv hücreler’de proliferasyon meydana gelir. Bu durum ise kolumnar epitel yerine “stratifiye squamöz metaplazik epitel” denilen dokunun gelişmesiile sonlanır. İmmatür squamöz epitel yani olgunlaşmamış vajina epiteli ise bir süre sonra maturasyon sürecine girer. Sonuçta  squamöz epitelden zorlukla ayrılan metaplazik squamöz epitel oluşmuş olur. Böylece transformasyon zonunda farklı  derecelerde maturasyon gösteren squamöz metaplazik zon oluşur. Biz bu döngüye metaplazik değişim adını veriyoruz.

Skuamokolumnar Junction Gelişimi Slayttan

Kadın ilk adetini gördüğünde, asidik ortam nedeniylede geçiş zonu iyice belirginleşir. Serviksi bir silindire benzetirsek, ergenlik boyunca bu silindirin bir kısmını oluşturan transformasyon zonunda çepeçevre “skuamöz metaplazi” denilen süreç devam eder. Geçiş zonunu silindirin bir bölümünü oluşturan halka gibi düşünürseniz, bu halka da çepeçevre metaplazik hücreler vardır. Ergenlik döneminde (18 yaşına kadar) geçiş zonunda metaplazik hücre sayısı yaşam boyu en en yüksek düzeyde olur. Bu nedenle ergen genç kız HPV infeksiyonlarına çok açıktır zira HPV metaplazik hücreleri infekte etmeye bayılır!!

Dolayısıyla erken yaşta cinsel temasda bulunan ve HPV virüsü kapan genç kızlarda, rahim ağzı kanseri gelişme riski yüksektir. Adet gördükten sonraki ilk bir yıl içinde cinsel aktif olan (bizim ülkemiz için çocuk gelin olan kızlarımızı hatırlayın lütfen) rahim ağzı kanseri olma riski 26 kat ARTAR!!

Transformasyon Zonunun Anatomik Özellikleri

Serviks kanseri ve öncülleri, transformasyon zonundan kaynaklanır. Anatomik açıdan kitaplara bakar ve internette fazlaca sörf yapıp gezinirseniz mutlaka “orijinal skuamokolumnar bileşke” (Original squamocolumnar junction) ve “yeni skuamokolumnar bileşke” (New squamocolumnar junction) gibi iki tanımlama ile karşılaşırsınız.

Kız çocuğu doğduğunda var olan (ki anne karnında 20 gebelik haftasında oluşmuştur) rahim (kolumnar epitel) ve vajina (skuamöz epitel) dokularının rahim ağzında karşıkarşıya geldikleri bölgeye “Orijinal bileşke” adı verilir. Puberte ile beraber vajinanın asiditesi ile birlikte bu alan vajinaya, dışarı doğru genişler. Böylece zon, bölge olarak tanımlayabileceğimiz ve yukarıda bahsettiğimiz metaplazik döngünün görüldüğü alan ortaya çıkar. Olayın anatomik ve hücresel öyküsü ise böyledir 🙂

Transformasyon Zonu ve Skuamokolumnar Bileşke

CIN dediğimiz “cervical intraepithelial neoplasia”lar bu bölgeden kaynaklanır. Ve bizler tedavi amaçlı konizasyon yaptığımız da, bu bölgeyi yani transformasyon zonunun çıkartırız. Dolayısıyla bundan sonra sürekli “transformasyon zonu” kelimelerini duyacak, okuyacaksınız 🙂

Paylaş